CAYMA PARASI ve CAYMA PARASININ TENKİSİ

CAYMA PARASI ve CAYMA PARASININ TENKİSİ

CAYMA PARASI ve CAYMA PARASININ TENKİSİ HAKKINDA

-HUKUK BÜLTENİ-

                                               BÜLTEN TARİHİ: 04.05.2020

I. GİRİŞ

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ‘nun (“TBK”) Genel Hükümler kısmında 4. Bölüm Borç İlişkilerinde Özel Durumları incelemektedir. Bu bölümde bağlanma parası, cayma parası ve ceza koşulu (cezai şart) düzenlenmektedir. Bu çalışmada cayma parasına ve cayma parasından indirim (tenkis) yapılmasının mümkün olup olmadığına ilişkin inceleme ve değerlendirme yapılmaktadır. Bu nedenle cayma parasının diğer hukuki düzenlemelerle ilişkisi gerekli olduğu ölçüde değerlendirilecektir.

II. CAYMA PARASI ve HUKUKİ NİTELİĞİ

Bir sözleşme yapılırken taraflardan diğerine bir miktar para verdiğine rastlanılmaktadır. Günlük dilde sıklıkla “kaparo” olarak nitelendirilen bu bedel ya sözleşmenin kurulduğunu ispat (bağlanma parası) veya taraflardan birine sözleşmeden cayma hakkı tanımak (cayma parası) olarak verilmiş olabilir. Bu kapsamda cayma parası taraflardan birinin sözleşmeden serbestçe dönülmesi karşılığı diğer tarafta kalmak üzere yapılan ödemeyi ifade eder[1].

Sözleşme imzalanırken verilen paranın hangi amaçla verildiği açık değilse ve bu hususta tereddüt varsa verilen paranın TBK md 177/1 gereği cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak (bağlanma parası) verildiği kabul edilmektedir. Gerek cayma parası gerekse bağlanma parası asıl borç ilişkinin fer’ileri niteliğindedir[2].

III. CAYMA PARASININ KAPSAMI

Cayma parasına ilişkin hukuki düzenleme TBK md 178 ‘de şu şekilde yapılmıştır; “Cayma parası kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır; bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır; almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir.” Bu hükümden anlaşılacağı üzere cayma parasını veren de alan da sözleşmeden cayma hakkı kazanmaktadır. Sadece cayma parasını alan taraf sözleşmeden cayarsa, aldığını iki katı ile iade edecektir. Örneğin bir araç satışı için satıcı (S) ile alıcı (A) 50.000 TL bedel üzerine anlaşmışlar ve anlaşma aşamasında A, S ‘ye 1.000 TL cayma parası olarak vermiş ise A sözleşmeden dönmek istemesi halinde 1.000 TL ‘yi talep edemeyecektir. S aracı A ‘ya satmaktan vazgeçerse almış olduğu 1.000 TL ‘nin iki katını (yani 2.000 TL ‘yi) S ‘ye ödeyecektir.

Cayma parasının ne zaman verileceği açık bir şekilde belirtilmemiş ise de işin niteliği gereği TBK md 177 ‘de düzenlenen bağlanma parası gibi sözleşme yapılırken verilmesi uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Günlük hayatta kaparo olarak adlandırılan ödeme esasen bağlanma parası değil cayma parasıdır.[3] Cayma parası verilerek elde edilen dönme hakkı, en geç sözleşmeden doğan asli edimlerin ifasından önce kullanılmalıdır. Örneğin, taşınmaz kirasında kiracı taşınmaza yerleştikten sonra dönme hakkının kullanılmasının mümkün olmaması gerekir[4].

Cayma hakkının kullanılması ile cayma hakkını kullanan taraf cayma akçesi dışında aynen ifaya zorlanamayacağı gibi başka bir tazminat ödeme yükümü ile de yükümlü tutulamaz[5]. Ancak doktrinde, alıcı tarafın akdin ifası için önemli külfetlere girdiğini gören ve buna rağmen cayma parasına bağlı dönme hakkını kullanacağına dair herhangi bir bildirimde bulunmayan tarafın kendi edimini ifa zamanı geldiğinde akitten dönme hakkını kullanması halinde, bu durumun dürüstlük kuralına aykırı olacağı ve alıcının akdin aynen ifasını ve pişmanlık akçesini aşan zararı talep edebileceği savunulmaktadır[6]. Yine sözleşmenin kanundan veya sözleşmenin başka bir düzenlemesinden kaynaklanan nedenle sonlandırılması halinde cayma parasına ilişkin hükümler uygulama alanı bulmayacaktır[7]. Bu durumda parayı veren taraf verdiği parayı isteyebileceği gibi alan taraf da aldığının iki katını vermekle yükümlü tutulamaz.

Cayma hakkının kullanılabileceği makul sürenin dolmasından sonra, bu bedel cayma parasını alanın alacağına mahsup edilmesi gerekmektedir. Her ne kadar TBK md 179 ‘da açık bir düzenleme yer almasa da TBK md 178 ‘de yer alan düzenlemenin kıyasen uygulanması gerektiği kanaatindeyiz[8]. Örneğin bir araç satışında satış bedeli olarak 50.000 TL kararlaştırılmış ve 1.000 TL cayma parası olarak kararlaştırılmış ise noterde satış ve aracın teslimi işleminin (tasarruf işleminin) yapıldığı sırada bedelin kalan kısmı olan 49.000 TL ödenecektir.

            V. CAYMA PARASINDAN İNDİRİM TALEP EDİLMESİ MESELESİ

TBK md 178 ‘de cayma parası olarak kararlaştırılan bedelden indirim talep edilip edilemeyeceği hususunda açık bir düzenleme yer almamaktadır. Bu nedenle cezai şarta ilişkin TBK md 182/3 hükmünün kıyasla uygulanıp uygulanmayacağı tartışılabilir. İlgili bent şu şekildedir; “Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.” Düzenlemeden açıkça anlaşılacağı üzere, hakimin re’sen cezai koşulda indirim yapma hakkı ve ödevi söz konusudur. Ancak hakimin önüne cezai koşulun tahsiline ilişkin bir uyuşmazlık gelmeden hakimin bu hususu değerlendirmesi mümkün değildir[9].

Doktrinde cezai şart ve cayma parasının birbirinden farklı olduğundan bahisle cayma bedelinden indirim talep edilmesinin mümkün olmadığı savunulmaktadır[10]. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ‘nun 1966/4-1348 Esas, 1970/50 Karar ve 24.1.1970 tarihli kararında TBK md 182/3 ‘ten kıyas yapılarak cayma parasından indirim yapılamayacağına hükmolunmuştur[11]. Benzer bir şekilde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 1964/9861 Esas, 1965/2457 Karar ve 8.5.1965 tarihli kararında aynı yönde karar verilmiştir.[12] Yukarıda belirtilen görüşün aksine, doktrinde bu görüşün aksine cayma parasında indirim yapılmasının mümkün olduğu savunulmuştur[13].

Doktrinde TBK md 179/3 ‘te düzenlenen dönme cezasının cayma parasının bir görünümü olduğu ve hukuki nitelik olarak benzer nitelikte olduklarını belirtmektedir[14]. Dönme cezası borçluya kararlaştırılan cezayı ödeyerek sözleşmeden doğan borcundan kurtulma imkânı veren bir yoldur. Bu itibarla doktrinde döneme cezasının gerçek anlamda bir cezai şart değil; bir cayma tazminatının (cayma parası kastedilmektedir) söz konusu olduğu belirtilmektedir[15]. Bu görüşten hareketle cezai şarta ilişkin tenkis hükümlerinin cayma parası açısından da uygulanabileceği savunulabilir. Ancak dönme cezası ve cayma parasıyla izlenen amaç gerçek anlamda bir cezai şartla izlenenden tam olarak farklıdır[16]. Bu nedenle cayma parası cezai şart olarak nitelendirilse dahi, TBK ‘da cezai şart başlığı altında düzenlenen tenkis hükümlerinin uygulanması imkânı bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Buna mukabil cayma parasını içerir sözleşme kayıtları bir tarafın ekonomik geleceğini sarsacak mahiyette ise ilgili kaydın kesin hükümsüz olduğu ileri sürülebilecektir[17].

VI. SONUÇ

Bir sözleşme kapsamında verilen cayma parası (veya kaparo) adı altındaki bedellerin ödenmesi bu bedeli ödeyen tarafa (cayma parasını alan tarafa da iki katını ödeyerek) başka bir bedel ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkı tanımaktadır. Bu nedenle verilen paranın cayma parası mı yoksa başka bir amaçla mı verildiği önem kazandığından verilen paranın hangi amaçla verilmiş olduğunun açıkça belirtilmesi önemlidir. Herhangi bir açıklık yoksa paranın bağlanma parası olarak verildiği kabul edilir.

            Verilen cayma parasının aşırı yüksek olduğundan bahisle bu bedelden tenkis talep edilmesinin mümkün olup olmadığı doktrinde tartışmalıdır. Her ne kadar cezai şartın tenisinin, bazı şartlar altında mümkün olduğu kanunda ve yargı kararlarında kabul edilmiş ise de; cayma parasının ve cayma parası ile benzerlikler arz eden dönme cezasından tenkis talep edilmesi mümkün gözükmemektedir. Ancak genel işlem şartları ve aşırı yararlanma hallerinde indirim talep edilip edilemeyeceği ayrıca değerlendirilebileceği kanaatindeyiz.

Saygılarımızla

Forensis Hukuk Bürosu

Not: Bültenimizde yer verilen açıklamalar, ilgili mevzuat çerçevesinde konuyu genel hatlarıyla ele alır tarzda hazırlanmıştır. Size özel detaylı bilgi için bir hukuk bürosuyla bağlantıya geçmenizi tavsiye ederiz.


[1] Kemal Oğuzman/Turgut Öz; Borçlar Hukuku, C. II, 9. Bası, İstanbul, 2012, s. 525

[2] Cevdet İlhan Günay; Cezai Şart, Ankara, 2002, s. 52

[3] Oğuzman/Öz, s. 525; Ayrıca konu ile ilgili olarak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ‘nin 2017/2060 Esas, 2017/8732 Karar ve 31.05.2017 tarihindeki kararında; “Her ne kadar Mahkemece; alınan paranın niteliğini tam ve tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde tespit etme imkânı bulunmadığı belirtilerek, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre T.B.K. 177. Madde kapsamında değerlendirilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; tarafların imzası bulunan tarihsiz belgede "taraflardan kiracının zamanında kirayı getirmezse ve tek taraflı anlaşmayı feshederse verdiği kaporayı geri alamayacağı, mal sahibinin ise anlaşmayı tek taraflı feshederse aldığı kapora miktarı kadar tazminat ödeyeceği’’ şeklinde ibare mevcut olup, davacı tarafından sözleşmeden haklı nedenle dönüldüğüne ilişkin yeterli ve kuvvetli bir delil ve iddia ileri sürülmediğine göre, taraflardan her birinin TBK nun 178. maddesinde kararlaştırıldığı gibi cayma parası karşılığında sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunun ve dava konusu edilen kapora bedelinin cayma cezası olarak kararlaştırıldığının kabulü gerekir. Bu durumda davacı/kiracı protokolde kararlaştırıldığı üzere belirtilen tarihte kiranın geri kalanını getirmediği ve sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğine göre davalı tarafın uğramış olduğu zarardan davacının sorumlu tutulması gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece, dava konusu paranın bir cayma cezası olarak kabul edilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçe ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” denilmektedir. Karar için bkz. Ebubekir Uslu, İfaya Eklenen Cezai Şart, Erciyes Üniversitesi, SBE Özel Hukuk Anabilim Dalı, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi) Kayseri, 2018, s. 77

[4] Oğuzman/Öz, s. 526

[5] Günay, s. 52

[6] Selahattin Sulhi Tekinay/Sermet Akman/Haluk Burcuoğlu/Atilla Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Baskı, İstanbul 1993, s. 341.

[7] Oğuzman/Öz, s. 526

[8] Buna karşılık doktrinde bir görüş TBK md 178 ‘deki esas alacaktan düşme kaydının TBK md 179 ‘daki cayma parası hakkında uygulanamayacağını savunmaktadır. Bu görüş için bkz. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 21. Bası, Ankara 2017, s. 1217

[9] Tercier, Pierre / Pichonnaz, Pascal / Develioğlu, Murat, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 2016, s. 432

[10] Uslu, s. 77

[11] “Davacının, davalıya sözleşme gereğince yaptığı ödemelerin cayma akçesi olduğu bir gerçektir. Böyle olunca, ceza şartında olduğu gibi kıyas yoluyla indirme yapılıp yapılamayacağı çözümlenmelidir. BK.nun pey akçesi zımanı rücuu (cayma akçesini) düzenleyen 156. maddesiyle ceza şartından söz eden 158 ve sonraki maddeleri birbirinden tamamiyle ayrı niteliktedir. Özellikle 161. maddenin butlan ve tenkisi emreden hükmü ceza şartı için konulmuş, anılan maddenin 3. fıkrasında da hakim, fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir denilmiştir. Bu açıklık karşısında ceza şartında olduğ gibi, 156. maddede yer alan cayma veya pey akçesinden indirme yapılamaz. Yargıtayın kökleşen içtihatlarında da pey, cayma akçeleri ve ceza şartı tanımlanmış ve aralarındaki farklar, kanun hükümlerine uygun olarak gösterilmiştir. Özel dairenin görüşü Ticaret Dairesinin 28.7.1954 gün ve 5761/5610 sayılı kararında da belirgindir. Bilim alanında da bu düşünce benimsenmiştir. ( Andreas Von Tuhr- Borçlar Hukuku - 1. cilt - Cevat Edege çevirisi - İstanbul Yeni Matbaa -1952, s:821,825,832,834 ) ( Dr. Fretz - Funk Borçlar Kanunu şerhi 1 UmumŒ Hükümler, Dr. Hıfzı Veldet ve Cemal Hakkı Selek çevirisi İstanbul 1938 s:226,227, 230 ) ( Dr. Kenan Tunçomağ - Türk Hukukunda Cezai şart -İstanbul 1963 s:142 )O halde cayma akçesinden, aşırı olduğundan söz edilerek indirme yapılması ve özel dairenin gerektirici sebeplere dayanan bozma ilamına uyulmaması isabetsizdir. Davalı vekilinin temyiz itirazının kabulu ile direnme karararı bozulmaldır.” (Kazancı İçtihat Bankası, Erişim Tarihi 02.05.2020)

[12] “Pişmanlık akçesinin ceza şartı karakteri taşıdığı bir an kabul edilse bile sırf bu karakter başlıbaşına tenkisi haklı kılan hukuki bir gerekçe olamaz. Çünkü: kanun koyucu Ticaret Kanununun 24. maddesinde "Tacir sıfatını haiz bir borçlunun Borçlar Kanunu’nun 161. maddesine göre ceza şartının fahiş olduğunu ileri süremeyeceği" ilkesi kabul edilmiştir. şu halde ceza şartı olmak vasfı dahi her zaman tenkisi gerektirmez. İcabında ayrık hükümler konabilmektedir. O halde pişmanlık akçesini ceza şartına benzetmek indirmeyi haklı çıkaracak kesin bir dayanak değildir. İşte yukarıda açıklandığı gibi pişmanlık akçesi kıyas yoluyla bir indirmeye tabi tutulamaz. Böyle bir hareket hukukta "akitlere bağlılık" prensibini zedeler. Esasen ilmi görüşler de bu fikri teyit etmektedir. (Bak. Kenan Tunçomağ, Ceza şartı; s.142; F. Funk, Veldet-Selek tercümesi, s.239)” (Kazancı İçtihat Bankası, Erişim Tarihi 02.05.2020)

[13] Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s. 341.

[14] Mehmet Erdem, “Pey Akçesi-Pişmanlık Akçesi-Dönme Tazminatı”, Prof. Dr. Hüseyin Hatemi’ye Armağan, İstanbul, 2009, s. 679. Her ne kadar dönme cezasını cayma parasının özel bir görünümü olarak nitelendirse de Erdem, cayma parasında indirim talep edilmesinin mümkün olmadığı görüşündedir.

[15] Tercier/Pichonnaz/Develioğlu, s. 430; Dönme Cezası ve Cayma Parasının benzer özelliklerinin değerlendirmesi açısından bkz. Kadir Berk Kapancı, “Dönme Cezası (TBK m. 179 f.3) ve Cayma Parası (TBK m. 178) Kavramları Arasında Kısa Bir Karşılaştırma”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C.22, S.2, Y. 2016, s. 254 vd.

[16] Kapancı, s. 260

[17] Kapancı s. 261.