KISA ÇALIŞMA DÖNEMİNDE İŞÇİ ÇIKARTILMASI YASAĞI VE İSTİFA EDEN İŞÇİNİN DURUMU

KISA ÇALIŞMA DÖNEMİNDE İŞÇİ ÇIKARTILMASI YASAĞI VE İSTİFA EDEN İŞÇİNİN DURUMU

KISA ÇALIŞMA DÖNEMİNDE İŞÇİ ÇIKARTILMASI YASAĞI VE İSTİFA EDEN İŞÇİNİN DURUMU

-HUKUK BÜLTENİ-

BÜLTEN TARİHİ: 16.04.2020

Koronavirüs (COVID-19) salgını ile ülkemizde birçok işletmenin işleri önemli derecede azalmış veya tamamen durmuştur. Bu dönemde yaklaşık yüz bin işletme, iki milyona yakın işçi için kısa çalışma ödeneğine başvuruda bulunmuştur. Ödeneğe başvuracak işletmeler açısından bir sınırlama söz konusu değildir; İçişleri Bakanlığı genelgeleri ile faaliyetlerin zorunlu olarak durdurulması, salgın nedeniyle işlerin önemli derecede azalması, yönetim kurulu kararı ile çalışmama yönünde karar alınması gibi çeşitli sebeplerle başvuru yapılabilmektedir. Kısa çalışma ödeneğine başvuru her ne kadar işveren tarafından yapılıyor ve işçinin onayı aranmıyor ise de; ödenekten faydalanan esasen işveren değil işçidir. Bu ödenek işveren için sağlanmış bir hibe değildir; ödemeler de işçilere yapılmaktadır. (Kısa çalışma ödeneğiyle ilgili detaylı bilgi için bkz. http://www.forensislaw.com/blog/7226-sayili-kanun-kapsaminda-kisa-calisma-odeneginden-yararlanma-kosullarinda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-hukuk-bulteni) Amaç, işçinin çalışamadığı veya normal çalışma süresine göre daha az çalıştığı bu olağanüstü dönemde gelir elde edememesini engellemektir. İşçinin kısa çalışma ödeneğinden elde edeceği miktar işsizlik ödeneğinden elde edeceği miktardan yüksek olacaktır. Bu durumun işverene sağlayacağı katkı ise üç ay sonra işlere devam edeceği kadronun hazır olması olacaktır. Böylelikle her iki taraf için de mağduriyet bir nebze giderilmeye çalışılmaktadır.

İşçi Çıkarma Yasağı

26 Mart 2020 tarihli ve 31080 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayınlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 41. maddesi ile 4447 sayılı Kanun’ da birtakım geçici düzenlemeler yapılmıştır. Aynı düzenleme ile kısa çalışmaya başvuran işyerinde kısa çalışma uygulanan dönemde işveren tarafından işçi çıkartılmaması gerektiği belirtilmiştir. Burada amaç istihdamın korunması ve devam ettirilmesidir. Ancak düzenlemede 4857 sayılı İş Kanunun 25. maddesinin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde yer alan sebeplerle işçi çıkarma saklı tutulmuştur. Yani işveren işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlarına tahammül etmek zorunda değildir; derhal ve tazminatsız fesih hakkını kısa çalışma ödeneğinden faydalanılan dönemde de kullanabilecektir. Saklı tutulan haller şu şekildedir:

II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:

a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması.

b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi veya davranışlarda bulunması yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması.

c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması.

d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.

e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.

f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi.

g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi.

h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.

ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.

İşçinin İstifası

Peki bu dönemde işçi istifa ederse işveren ne yapacaktır? Bu durum işçi çıkarma yasağına tabi midir? Soruları bazı işverenler tarafından gündeme getirilmektedir. İstifa tek taraflı irade beyanıyla kullanılan bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin istifa beyanının işverene ulaşmasıyla iş ilişkisi sona erer ve istifanın geçerli olabilmesi için işverenin kabulüne gerek yoktur. Ezcümle, işçinin istifası işveren tarafından gerçekleştirilen bir çıkarma eylemi değildir. İşçi işten kendisi ayrılmaktadır. İşçinin iradesi fesada uğratılmadan, işverence herhangi bir zorlama olmadan gerçek bir istifa iradesi olması halinde 7726 sayılı Kanun kapsamındaki yasak gündeme gelmeyecektir.

Sonuç olarak, kısa çalışma ödeneğinden yararlanılan dönemde işveren işçi çıkartmamalıdır. Ancak işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışları bu kapsamda değildir; bu davranışların meydana gelmesi halinde İş Hukuku mevzuatına uygun şekilde davranmak şartıyla işçi çıkartılabilecektir. İşçinin istifa etmesi hali de yukarıda izah edildiği üzere; işveren tarafından yapılan bir çıkarma olmadığından ve geçerliliği için işverenin istifayı kabul etmesi gerekmediğinden yine işçi çıkarma yasağı kapsamında değerlendirilmeyecektir.

Saygılarımızla

Forensis Hukuk Bürosu

Not: Bültenimizde yer verilen açıklamalar, ilgili mevzuat çerçevesinde konuyu genel hatlarıyla ele alır tarzda hazırlanmıştır. Size özel detaylı bilgi için bir hukuk bürosuyla bağlantıya geçmenizi tavsiye ederiz.