MENFİ TESPİT DAVALARINDA ZORUNLU ARABULUCULUK

MENFİ TESPİT DAVALARINDA ZORUNLU ARABULUCULUK

MENFİ TESPİT DAVALARINDA ZORUNLU ARABULUCULUK HAKKINDA

-HUKUK BÜLTENİ-

                                               BÜLTEN TARİHİ: 07.04.2020

1. GİRİŞ

Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) m. 5/A hükmünde düzenlenen “ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk kurumu” gereğince konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiştir, bir diğer ifade ile arabuluculuk dava şartı haline getirilmiştir. Getirilen düzenleme ile birlikte hangi davaların arabuluculuk kapsamında olduğu hususunda fikir ayrılıkları ortaya çıkmıştır.

İcra İflas Kanunu (“İİK”) m. 72 hükmünde menfi tespit davası düzenlenmiştir. Menfi tespit davası aracılığı ile borçlu icra takibinden önce veya sonra dava açarak borçlu olmadığının tespit edilmesini talep edebilir. Menfi tespit davasının arabuluculuk kapsamında olup olmadığı hususu da fikir ayrılıklarına sebep olmuş ve bu fikir ayrılıkları yargı kararlarına da yansımıştır.

2. MENFİ TESPİT DAVASININ ARABULUCULUK KAPSAMINDA OLDUĞU GÖRÜŞÜ

Bölge Adliye Mahkemesi (“BAM”) tarafından verilen bazı kararlara baktığımızda menfi tespit davasının arabuluculuk kapsamında olduğu görüşünün kabul edildiğini görmekteyiz. İlgili kararları incelediğimizde “… İster alacak, ister menfi tespit, ister istirdat, ister itirazın iptali, ister tazminat talebi olsun bu davaların ortak noktası "dava konusunun bir miktar para alacağı" olduğudur. Sadece netice-i talepler ve mahkemelerce kurulacak hükümler birbirinden farklıdır. Sınırlayıcı bir yorum yaparak maddenin sadece "alacak" veya "tazminat" davalarıyla sınırlı bir uygulama yapmanın kanun koyucunun iradesine aykırı olacağı muhakkaktır… “ denilerek[1] madde hükmünde yer verilen “alacak ve tazminat” ifadesinin geniş yorumlanması gerektiği ve sınırlı bir uygulama yapmanın kanun koyucunun iradesine aykırı olacağı belirtilmiştir.  Menfi tespit davasının konusunun bir miktar para alacağı olduğu, alacak ve tazminat davaları ile farkının sadece netice-i talepler ve mahkemelerce kurulacak hükümler olduğu ifade edilerek menfi tespit davasının yapısı gereği arabuluculuk kapsamında olması gerektiği ifade edilmeye çalışılmıştır. Yine bir başka kararda “…Dava şartının sadece alacak ve tazminat davalarında getirildiğini kabul sınırlı bir uygulamaya yol açacak olup, bu sonucun da kanunun amaçsal yorumuna uzak olacağı ve menfi tespit davalarının her zaman istirdada dönüşebileceği gözden uzak tutulmamalıdır. Bu nedenle 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi gereğince menfi tespit talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan…” denilerek[2] TTK m. 5/A hükmünün geniş ve kanunun amacına uygun yorumlanması gerektiği ve menfi tespit davasının arabuluculuk kapsamında olduğu ifade edilmiştir.

Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından yayımlanan çalışmada “…TTK’nin 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki davalar yanında, tespit davalarının da dava şartı arabuluculuk kapsamında olduğu sonucuna varılmaktadır. Aksinin kabulü halinde, hem kanun koyucunun amacına aykırı yorum yapılmış olacak hem de uygulamada büyük bir kargaşa yaşanacaktır…" denilerek[3] menfi tespit davasının arabuluculuk kapsamında olduğu belirtilmiştir. Hem ilgili yargı kararlarına hem de Arabuluculuk Daire Başkanlığı’nın görüşüne baktığımızda menfi tespit davasının arabuluculuk kapsamında olması gerektiğine gerekçe olarak menfi tespit davasının konusunun bir miktar para alacağı olması ve kanun koyucunun amacının bu yönde olması gösterilmektedir.

3. MENFİ TESPİT DAVASININ ARABULUCULUK KAPSAMINDA OLMADIĞI GÖRÜŞÜ

BAM tarafından verilen bazı kararlarda da menfi tespit davasının arabuluculuk kapsamında olmadığı görüşünün kabul edildiğini görmekteyiz. İlgili kararları incelediğimizde “…menfi tespite ilişkin iş bu uyuşmazlık alacak davası mahiyetinde değerlendirilemeyecek olup somut olay yönünden davacı tarafın arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmamaktadır…” denilerek[4] menfi tespit davasının mahiyeti sebebiyle arabuluculuk kapsamında olmadığı ifade edilmiştir. Yine bir başka kararda “…Davanın konusu (müddeabih), dava dilekçesindeki talep sonucu, yani netice-i talep esas alınarak belirlenir. Netice-i talebin bir para alacağının tahsili veya tazminat olduğu durumlarda, arabulucuya başvuru yapılmış olması dava şartıdır. Menfi tespit  davaları bu kapsamda değerlendirilemez. Çünkü menfi tespit davalarında, bir miktar alacağın tahsili talebi yoktur. Yani, ticari dava niteliğindeki menfi tespit  davalarının açılabilmesi için arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmamaktadır…”  denilerek[5] menfi tespit davasının netice-i talebin bir para alacağı veya tazminat olmadığı gerekçesiyle arabuluculuk kapsamında olmadığı ifade edilmiştir.

Menfi tespit davasının arabuluculuk kapsamında olmadığı görüşünün benimsediği kararlara baktığımızda gerekçe olarak menfi tespit davasının niteliği gereği bir alacak davası olmaması ve netice-i taleplerin alacak davasından farklı olması karşımıza çıkmaktadır.

4. SONUÇ

Yukarıda da belirttiğimiz gibi menfi tespit davasının arabuluculuk kapsamında olup olmadığı hususunda fikir ayrılıkları yaşanmaktadır. Menfi tespit davasının arabuluculuk kapsamında olmadığı görüşünü benimseyenlerin en temel gerekçesi “menfi tespit davasının niteliği gereği bir alacak davası olmamasıdır”. Bu ifade ile asıl anlatılmak istenen alacak davalarının “eda davası”, menfi tespit davasının da “tespit davası” niteliğinde olmasıdır. Menfi tespit davasının arabuluculuk kapsamında olduğu görüşünü benimseyenler, 7155 sayılı Kanunun genel gerekçesinde ve TTK’nun 5/A maddesini ihdas eden madde gerekçesinde, kanun koyucunun sadece konusu bir miktar para alacağının ödenmesi olan eda davalarını dava şartı arabuluculuk kapsamına dâhil edip diğer tüm dava türlerini kapsam dışında tuttuğuna ilişkin açık bir gerekçe yoktur savunması ile buna karşı çıkmaktadırlar. Ayrıca sadece netice-i talepler ve hükümlerin farklı olması sebebi ile lafzi yorum yaparak menfi tespit davasının arabuluculuk kapsamında olmadığını belirtmenin kanun koyucunun amacına uygun bir bakış açısı olmayacağı da bir diğer gerekçeleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Özetle bu hususta bir fikir birliğinin oluşmadığını söylemek yerinde olacaktır. Konunun henüz Yargıtay tarafından çözüme kavuşturulmadığını, ilerleyen süreçte Yargıtay daireleri arasında da fikir ayrılıklarının oluşabileceğini ve bu durumda içtihadı birleştirme kararlarının çıkmasının veya tüm bunların ötesinde kanuni düzenlemeye gidilmesinin olası olduğunu belirtmeliyiz.

Saygılarımızla

Forensis Hukuk Bürosu

Not: Bültenimizde yer verilen açıklamalar, ilgili mevzuat çerçevesinde konuyu genel hatlarıyla ele alır tarzda hazırlanmıştır. Size özel detaylı bilgi için bir hukuk bürosuyla bağlantıya geçmenizi tavsiye ederiz.


[1] İstanbul BAM 12. HD., T. 31.12.2019, E. 2019/2456, K. 2019/1688 (Kazancı Erişim Tarihi: 07.04.2020).

[2] İstanbul BAM 12. HD., T. 26.12.2019, E. 2019/2292, K. 2019/1643 (Kazancı Erişim Tarihi: 07.04.2020).

[3] Koçyiğit, İlker ve Bulur, Alper. Ticari Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk. Ankara 2019, s. 142.

[4] İstanbul BAM 16. HD., T. 17.01.2020, E. 2020/72, K. 2020/63 (Kazancı Erişim Tarihi: 07.04.2020).

[5] İstanbul BAM 14. HD., T. 26.12.2019, E. 2019/1621, K. 2019/1703 (Kazancı Erişim Tarihi: 07.04.2020).