SİGORTA DAVALARINDA ARABULUCULUK

SİGORTA DAVALARINDA ARABULUCULUK

SİGORTA DAVALARINDA ARABULUCULUK HAKKINDA

-HUKUK BÜLTENİ-

                                               BÜLTEN TARİHİ: 16.05.2020

GİRİŞ: Hukuk Bültenimizde yer alan 20.04.2020 tarihli bilgi notumuzda “İş Hukukunda Arabuluculuk”[1] tarafımızdan paylaşılmıştı. İşbu bilgi notunda da “Sigorta Davalarında Zorunlu Arabuluculuk” süreci ele alınacaktır.

I. GENEL BAKIŞ

13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 5. Maddesinde dava şartı olarak arabuluculuk eklenmiş olup, ilgili madde aynen; “Bu Kanunun 4 üncü[2] maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. …” denilmektedir. İşbu madde 01.01.2019 tarihi itibariyle uygulama alanı bulmaktadır. TTK ’da “ALTINCI KİTAP” başlıklı bölümde yer alan Sigorta Hukuku kapsamında davaların çoğu da mutlak ticari dava olarak tanımlanmaktadır. Zira konusu bir miktar alacak ve tazminat talebi içermektedir. Bu itibarla Sigorta Hukuku kapsamında konusu bir miktar paranın ödenmesi olan uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olacaktır.

Öncelikle belirtmek isteriz ki, sigorta hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda, Sigorta Tahkim Komisyonuna üye sigorta şirketleri bakımından zorunlu tahkim sistemi bulunmaktadır. Ancak, uyuşmazlığın diğer tarafı olan sigorta ettiren/sigortadan menfaat sağlayan kişiler bakımından ise Komisyona başvuru ihtiyaridir. Bu kişiler yargı yolu veya tahkim yolundan birini seçme konusunda serbesttir[3]. Sigorta davalarında arabuluculuk sürecine geçmeden önce, kısaca “Sigortacılık Tahkimi” üzerinde durmakta fayda görmekteyiz.

II.  SİGORTACILIK TAHKİMİ HAKKINDA

Sigortacılık tahkimi teknik anlamda uyuşmazlıkların çözümünde uygulanan bir alternatif çözüm yöntemi değil; istisnai bir yargısal yol olarak kabul etmek daha uygundur. Sigortacılıkta uygulanan tahkim sistemi, ihtiyari ve zorunlu tahkim modellerinden hiçbirine uymamaktadır[4].

İşbu düzenleme 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu (“SK”) ve ilgili yönetmeliğin yürürlüğe girmesi ile uygulama alanı bulmuştur. SK madde 30’da Sigortacılıkta tahkim” başlığı altında süreçle ilgili detaylı bilgilendirme yer almaktadır. Maddenin içeriğinden de anlaşılabileceği üzere; sigorta şirketleri ve sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişilerin uyuşmazlık durumunda Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurabileceği belirtilmiş olup, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurma yöntemini seçmek için, sigorta şirketinin uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihten önce Sigorta Tahkim Komisyonu’na üye olması gerektiği belirtilmiştir. Zorunlu sigorta türlerinde sigorta şirketinin Komisyona üye olması aranmamaktadır. SK madde 30/14. fıkrasında ise, mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamayacağı belirtilmiştir. Yine maddenin devamında Komisyona gidilebilmesi için, sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişinin, uyuşmazlığa konu teşkil eden olay ile ilgili olarak sigortacılık yapan kuruluşa gerekli başvuruları yapmış ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş olması gerektiği ifade edilmiştir. Madde hükmüne göre; sigortacılık yapan kuruluşun, başvuru tarihinden itibaren on beş iş günü içinde yazılı olarak cevap vermemesi de Komisyona başvuru için yeterlidir.

III. SİGORTA UYUŞMAZLIKLARINDA ZORUNLU ARABULUCULUK

Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık nedeniyle sigorta ettiren / sigortadan menfaat sağlayan kişi iradi olarak dava yoluna başvurabileceği gibi davalı sigorta şirketinin Sigorta Tahkim Komisyonu’na üye olması halinde Sigorta Tahkim Komisyonu’na da başvurabilir[5]. Tahkim yoluna gidilmeyen ve konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri içeren sigorta uyuşmazlıkları hakkında dava yoluna başvurmadan önce zorunlu arabuluculuk yönteminin tüketilmesi gerekecektir.

Davacı sıfatı ile rücu hakkını kullanan sigorta şirketi, halefiyet hakkına dayalı olarak açtığı rücu davalarında, halefi olduğu sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki hukuki ilişkinin mahiyetine bakılarak görevli ve yetkili mahkeme tespit edilir[6]. Sigortalı ile zarar sorumlusunun hukuki ilişkisi, arabuluculuğa başvurunun zorunlu olup olmadığı hususunda belirleyici olmaktadır.

Haksız fiile dayalı olarak uğranılan zararın tazminine ilişkin zarar görenler tarafından açılan tazminat davalarında, Güvence Hesabı’nın sorumluluğu sigorta hukukundan kaynaklanmaktadır[7]. Ancak, zarardan sorumlu olan kişilere veya yükümlü sigorta şirketine hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle rücu hakkının kullanılacağı hallerde (GHY m. 16/1- c), eğer davalı tacir değilse, uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklandığı için, dava ticari dava olarak kabul edilmemektedir[8].

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 97[9] gereğince zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasına dayalı olarak dava yoluna gitmeden önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir.

IV. SİGORTA DAVALARINDA ARABULUCULUK SÜRECİ

Söz konusu süreçte dava sürecine başvurulması halinde, sigorta davalarındaki uyuşmazlıkların çoğunlukla konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacaklara ilişkin olduğundan, dava şartı olan arabulucuya başvurulması gerekecektir.

Arabuluculuk sürecine başvurmak isteyen başvurucu, öncelikle arabuluculuk bürolarında yer alan başvuru formunu doldurmalıdır. Başvuru formunda istenen bilgiler şu şekildedir;

Başvurucu açısından; Başvurucunun T.C. Kimlik Numarası, Adı-Soyadı, Adresi, Telefon Numarası, E-mail adresi, Arabuluculukta talep edilecek kalemler

Başvurucunun avukat ile temsil edilecek olması halinde; Vekilin Adı-Soyadı, Telefon Numarası (Başvuru esnasında sunulacak vekâletnamenin içeriğinde “arabuluculuk yoluna başvurmaya, arabulucu seçmeye, arabuluculuk sürecinde ve müzakerelerde beni temsile, dilerse süreci sona erdirmeye, tutanak ve anlaşma belgelerini imzaya, takip ve sonuçlandırmaya” gibi arabuluculuk yetkisini kapsayan ibarelerin de bulunması gerekmektedir).

Karşı taraf açısından; Karşı tarafın Adı-Soyadı/Şirket/Firma Adı, Vergi veya Mersis No, Adresi, Telefon Numarası

Başvuru formu doldurulduktan sonra, yetkili arabuluculuk bürosuna teslim edilecektir. Ardından sicile kayıtlı arabulucuların listesinden, söz konusu başvuru için atama gerçekleştirilecektir. Yapılan başvuru ücretsiz olduğundan bu aşamada başvurucudan bir ücret alınmayacaktır.

Belirtmek gerekir ki, tarafların sicile kayıtlı arabuluculardan birini anlaşarak seçmeleri de mümkündür. Ancak bu şekilde bir seçim için her iki tarafın seçecekleri arabulucu açısından anlaşmış ve söz konusu uyuşmazlıkta arabuluculuk yapmasını kabul etmiş olması gerekmektedir.

V. ARABULUCULUK GÖRÜŞMELERİ

Başvuru sürecinin tamamlanmasının ardından, sistemden atanan arabulucu taraflarla ve/veya varsa vekilleri ile iletişime geçerek, her iki tarafa da uygun olan gün ve saatte toplantı tarihi belirler. Belirlenen tarihte hazır olan taraf ve/veya vekilleri arabulucu tarafından süreçle ilgili kapsamlı olarak bilgilendirilir. Önemle belirtmek isteriz ki, arabuluculuk mahkeme süreci ile aynı olmayıp, arabulucular birer karar mercii değildir. Arabulucu tarafsız olarak her iki tarafa da anlaşacakları ortamı temin eder. Bu görüşmelerde gizlilik esası vardır. Bu nedenle toplantıya kural olarak taraflar ve eğer varsa yetkilendirdikleri avukatları katılabilecektir.

TTK madde 5’e göre; sigorta ile ilgili başvurularda arabulucu, kendisine atanan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde, zorunlu hallerde ise en fazla iki hafta uzatarak sekiz hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre içerisinde birden fazla toplantı gerçekleşebilir. Ancak, arabuluculuk görüşmelerinde yalnızca 2 saatlik ücret Adalet Bakanlığı tarafından karşılanacak olup, bu sürenin aşılması halinde taraflar ücret tarifesine göre ödeme yapacaktır.

İlk toplantı günü ve saatinin ayarlanmasının ardından, mazereti olmadan taraflardan biri ilk toplantıya katılmazsa, dava açılması halinde, katılmayan taraf yargılama sonucuna bakılmaksızın yargılama giderlerinin tamamından sorumlu olacak ve lehine vekalet ücretine de hükmedilmeyecektir.

IV. ARABULUCULUK SÜRECİNİN SONUÇLANMASI

Arabuluculuk görüşmelerinin sonunda “anlaşma” veya “anlaşmama” şeklinde tutanak tutulacaktır.

Anlaşma olması halinde; arabulucu ve taraflar ve/veya avukatları tarafından anlaşılan durumların yer aldığı arabuluculuk tutanağı tutulacaktır. Bu tutanağın altına arabulucu ve taraflar ve/veya avukatları imzalarını atacaktır. Böylelikle tutanak ilam niteliği kazanacak olup, icra edilebilirlik şerhi alınabilecektir. İşbu icra edilebilirlik şerhi, anlaşmaya uymayan tarafa karşı ilamlı icra takibi başlatma imkânı doğuracaktır. Anlaşma sağlanan hususlar hakkında dava yoluna başvurulamayacaktır. Tarafların iradesi anlaşma yönünde birleşmiştir ve anlaşmaya rağmen dava açmalarında hukuki yararları bulunmamaktadır[10]. Bu bağlamda sigorta ettiren / sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişi anlaşmaya varılan konularda Sigorta Tahkim Komisyonu’na da müracaat edemez[11].

Anlaşmanın sağlanamaması durumunda; Arabulucu ve taraflar ve/veya avukatları tarafından anlaşılmayan taleplerin yer aldığı “anlaşmama” son tutanağı tutulacaktır. Bu tutanağın altına arabulucu ve taraflar ve/veya avukatları imzalarını atacaktır. Tarafların imzasını içeren işbu son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış sureti taraflara verilecektir. Davacı anlaşmaya varılmadığını belgeleyerek dava yoluna başvurabileceği gibi, Sigorta Tahkim Komisyonu’na da müracaat edebilir[12]. Önemle belirtmek gerekir ki, başvurucu son tutanakta anlaşma yapılamadığı yazılan talepler yönünden dava açma hakkında sahiptir. Arabuluculuk sürecinin gizlilik ilkesinden hareketle, süreç içerisinde, taraflarca ileri sürülen öneriler veya herhangi bir vakıa veya iddianın kabulü de tahkim yargılamasında delil olarak kullanılamaz[13] ve dava aşamasında da ileri sürülemez.

SONUÇ OLARAK: İşbu bilgi notumuzda, TTK 5. Maddesinde, “konusu bir miktar alacak ve tazminat talebi” olan uyuşmazlıklar kapsamında dava şartı olarak getirilen arabuluculuk, “Sigorta Hukuku” nezdinde ele alınmaktadır. Yukarıda detaylı olarak belirtildiği gibi, sigorta ettiren/sigortadan menfaat sağlayan kişi, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık nedeniyle iki alternatif yola başvurabilmesi mümkündür. Bu yollardan bir tanesi davalı sigorta şirketinin Sigorta Tahkim Komisyonu’na üye olması ve şartların sağlanması halinde Sigorta Tahkim Komisyonu’na gidilebilmesidir. Tahkime başvuru için şartlar SK m. 30’da detaylı olarak yer almaktadır. Bir diğer gidilebilecek yol ise dava yoluna başvurmaktır. Dava yoluna başvurulması halinde, uyuşmazlığın konusunun bir miktar alacak ve tazminat talebi olup olmadığının tespitinin yapılması gerekmektedir. Zira uyuşmazlığın konusunun bir miktar alacak ve tazminat talebi olması ve mutlak ticari dava niteliği taşıması halinde dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru yapılması gerekecektir. Tarafımızdan sigorta hukuku gereğince zorunlu arabuluculuk kapsamına girmeyen haller, arabuluculuğa başvuru, arabuluculuk süreci ve sürecin sonuçlanması da ele alınmaktadır.    

Saygılarımızla

Forensis Hukuk Bürosu

Not: Bültenimizde yer verilen açıklamalar, ilgili mevzuat çerçevesinde konuyu genel hatlarıyla ele alır tarzda hazırlanmıştır. Size özel detaylı bilgi için bir hukuk bürosuyla bağlantıya geçmenizi tavsiye ederiz.


[1] http://www.forensislaw.com/blog/is-hukukunda-arabuluculuk.

[2] TTK 4 üncü maddesinde ticari davalar düzenlenmiş olup, madde de aynen; “(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;

a) Bu Kanunda,

b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,

c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,

d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,

e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,

f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.

(2) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır.” denilmektedir.

[3] Doğrusöz Koşut, Hanife, “Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuk Sisteminin Sigorta Hukukundan Kaynaklanan Uyuşmazlıklara Uygulanması ve Sigortacılık Tahkimi ile Karşılaştırması”, Sermaye Şirketleri Hukukunda Güncel Gelişmeler Sempozyumu, İstanbul 2020, s. 22-23.

[4] Doğrusöz Koşut, s. 22.

[5] Doğrusöz Koşut, s. 25.

[6] Doğrusöz Koşut, s. 39.

[7] Doğrusöz Koşut, s. 40.

[8] Koçyiğit İlker / Bulur Alper: Ticari Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk, Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanlığı Yayını, Ankara 2019. s. 157 ve dn. 110’da yer alan Yargıtay kararları.

[9] KTK m. 97 “ Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.”

[10] Kuru Baki, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2018, s. 131, 132; Arslan R./Yılmaz E./Ayvaz S. T./Hanağası E, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2018, s. 285.

[11] Doğrusöz Koşut, s. 28.

[12] Doğrusöz Koşut, s. 25.

[13] Doğrusöz Koşut, s. 27.