TAAHHÜDÜ İHLAL SUÇU

TAAHHÜDÜ İHLAL SUÇU

TAAHHÜDÜ İHLAL SUÇU HAKKINDA

-HUKUK BÜLTENİ-

                                               BÜLTEN TARİHİ: 15/05/2020

I. Giriş

İcra taahhüdü sözleşmesi, yasal şartlar çerçevesinde, borçlunun borcunu taksitler halinde ödemeyi kabul ettiği İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 111’e dayanan bir sözleşmedir. Alacaklı ile borçlu arasında imzalanan bu sözleşme ile borçlu hakkında yapılan icra takip işlemleri durmaktadır. Borçlunun taahhüt ettiği sürede ödeme yapmaması halinde İİK m. 340’ta düzenlenen taahhüdü ihlal suçu meydana gelmektedir. Bu yasal düzenleme ile,  borçlu ödeme şartını yerine getirmediğinden tazyik hapsi ile karşı karşıya gelebilecektir.

II. İcra Taahhüt Sözleşmesi

İcra taahhüt sözleşmesinin yasal şartlara uygun bir şekilde hazırlanması ve geçerli bir sözleşme olması alacaklı için büyük önem arz etmektedir. İcra taahhüt sözleşmesinin geçersiz olması halinde borçlunun İİK m. 340 çerçevesinde tazyik hapsi ile cezalandırılması mümkün olmayacaktır.

Borçlu icra dairesinde tek taraflı olarak İİK m. 111’de bulunan şartlar dahilinde icra taahhüdünde bulunabileceği gibi alacaklı ile borçlunun anlaştığı özel şartlarla da yapılabilmektedir. Her iki halde de icra taahhüdünün ihlali sebebiyle borçlunun İİK m. 340’a göre cezalandırılması için asgari şartlara sahip olması gerekmektedir. Taahhüdü ihlal sebebiyle borçlunun tazyik hapsi ile cezalandırılması için taahhüdün yazılı olması şarttır. İcra taahhüdünde ödenecek borç miktarında, asıl alacak, takip tarihinden taahhüt tarihine kadar işlemiş olan faiz ve taahhüt tarihinden borcun ödeneceği tarihe kadar işleyecek olan faiz miktarı mutlaka eklenmelidir. Vekalet ücreti, icra harç ve masraflarının teker teker açık bir şekilde yazılması gerekmektedir. Ödeme tarihinin ve taksitler halinde ödeme yapılacaksa taksit miktarlarının ve taksit tarihlerinin de açıkça yazılmış olması gerekmektedir. Yargıtay’ın son verdiği kararlar da bu yöndedir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi 12.12.2018 Tarihli 2018/7507 E. ve 2018/13177 K. sayılı kararında[1]; “ÖZET2004 Sayılı Kanun'un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlal suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiği, dosya kapsamına göre alınan taahhütnamede, sonraki faiz olarak 67,32 Türk lirası denilmiş ise de, asıl alacağın takip tarihine, takipten taahhüt tarihine kadar işlemiş faizleri ve taahhüt tarihinden son ödeme tarihine karar işleyecek faizin ayrı ayrı gösterilmemiş olması ve alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almaması sebebiyle belirsizlik bulunduğundan taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir.” taahhütnamede faizlerin ayrı ayrı gösterilmemiş olması nedeniyle taahhüdü ihlal suçunun oluşmadığından bahisle yerel mahkeme kararını bozarak tazyik hapsinin kaldırılmasına karar vermiştir.

İcra taahhüt sözleşmesi icra müdürünün huzurunda imzalanmalıdır. Ayrıca taahhüt sözleşmesinde icra müdürünün imza ve onayının bulunması hukuken olması gereken bir geçerlilik şartıdır. Bu durum, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 23.03.2004 Tarih, 2004/862 E. ve 2004/4654 K. sayılı kararında[2] açıkça belirtilmiştir.

III. Taahhüdü İhlal Suçu

Taahhüdü ihlal suçu İİK m. 340’ta düzenlenmiştir. ‘Borçlunun Ödeme Şartını İhlali Halinde Ceza’ başlıklı İİK m. 340, “111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.” şeklinde düzenlenmiştir. Taahhüdü ihlal suçundan dolayı borçlunun ceza alması için maddede belirtilen suçun unsurlarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir.

Taahhüdü ihlal suçunun unsurlarını aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.

a. Ödeme taahhüdü, geçerli bir icra takibi sırasında ve icra dairesinde kararlaştırılmış olmalıdır. Hacizden önce veya sonra yapılmasında bir sakınca yoktur.

b. Ödeme taahhüdü, İİK’nın 111. Maddesinde belirtildiği üzere borçlu tarafından tek başına veya alacaklının onayı ile kararlaştırılmış olmalıdır.

c. Borçlunun ödeme taahhüdü, borcun tamamını kapsamalı, koşulsuz olmalı ve bu taahhütte borcun taksitle ödenmesi teklifi de yer almışsa, taksit miktar ve zamanları teker teker, açıkça gösterilmiş olmalıdır.

d. Borçlu haklı bir neden olmaksızın, taahhüdünü yerine getirmemiş olmalıdır. Borçlunun kusuruna dayanmayan haklı sayılabilecek durumlarda suç oluşmayacaktır.

e. Ödeme taahhüdünün, para alacağına ilişkin olması gerekir.[3]

Taahhüdü ihlal suçunun şikayete tabi bir suç olduğu kanun maddesinde düzenlenmiştir. Şikayet süresi İİK m. 347’de “Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.” düzenlenmiştir. Şikayet hakkının süresinde kullanılmaması halinde borçlu hakkında ceza verilmeyecektir.

Taahhüdü ihlal suçunun düzenlenme amacı cezalandırma amacından çok borçluya ekonomik yaptırım uygulamaktır. Borçlu taahhüdü ihlal sebebiyle tazyik hapsi ile cezalandırıldıktan sonra borcun tamamını veyahut suçun sübut ettiği tarihe kadar ola borcunu icra veznesine öderse tahliye edilecektir. Borçlunun ödemelerini tekrar aksatması halinde hakkında tekrar tazyik hapsi verilecektir. Borçlu bir borçtan dolayı 3 aydan fazla hapis cezasına çarptırılamayacaktır. Kanunda yer alan bu düzenlemeler borçlunun borcunu ödemesi için fırsat sunmakta ve borçlu ödeme yaptığında hapis cezası sonlandırılmaktadır. Ayrıca ekonomik bir yaptırım olması sebebiyle aynı borçtan dolayı en fazla 3 ay hapis cezası alacağı kanunda açıkça düzenlenerek bir kısıtlama getirilmiştir. Uygulamada icra taahhüt sözleşmeleri çok sayıda taksit ödemesi içermektedir. Bu halde her bir taksit tutarının ödenmediğinde ayrı ayrı 3 ay hapis cezası verilmeyecektir. Aynı borçtan dolayı ilk taksitin ödenmemesi halinde 3 ay tazyik hapsi alan borçlu hakkında ödenmeyen diğer taksitler için ceza verilmeyecektir. Bu hususta yapılan kanuni düzenlemede İİK m. 340 son cümle, “Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez” gayet açıktır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 30.01.2019 Tarihli,  2018/8584 E. ve 2019/1128 K. sayılı kararında[4] “ÖZET Borçlu sanık hakkında alacaklı müşteki firma vekili tarafından başlatılan icra takibi sırasında, sanık tarafından borcun tamamının 9 taksit şeklinde ödeneceği hususunda taahhütname düzenlendiği, ancak sanığın bahse konu borcunu taahhütnamede belirtilen sürelerde ödememesi nedeniyle yapılan şikâyetler üzerine borçlu hakkında taahhüdü ihlâl suçundan açılan davalarda, aynı borçtan dolayı en çok 3 aya kadar hapsen tazyik karar verilebileceği, her bir taksit için ayrı ayrı olmak üzere 3 aya kadar hapsen tazyik kararı verilemeyeceği gözetilmeden ve önceden verilen hapsen tazyik kararlarının infaz edilip edilmediği araştırılmaksızın, ayrı ayrı üç kez mahkûmiyetine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” aynı  borçtan dolayı kaynaklanan her bir taksit tutarı için ayrı ayrı olmak üzere 3 aya kadar tazyik hapsi verilemeyeceğine hükmedilmiştir.

İcra taahhüt sözleşmesinin İİK m. 111 ve İİK m. 340’ta belirtilen hususları taşımaması halinde borçlu hakkında tazyik hapsi verilemez. Yukarıda geçerli bir icra taahhüt sözleşmesinde yazılması gerekenleri ayrıntılı olarak belirtmiştik. İcra taahhüt sözleşmesinde; asıl alacak, taahhüt tarihine kadar işlemiş faiz ile borcun ödeneceği tarihe kadar işleyecek faiz, vekalet ücreti, icra harç ve masraflarının teker teker açıkça yazılması gerekmektedir. Aksi takdirde taahhüdü ihlal suçunun unsurları oluşmayacağından borçlu hakkında tazyik hapsine karar verilmeyecektir.

Taahhüdün borçlu tarafından ihlal edilmesi halinde alacaklı taraf, icra takibinin yapıldığı yer icra mahkemesine şikayet dilekçesi ile başvuru yapacaktır. Yetkili mahkeme İİK m.348’de “Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı yetkili icra mahkemesi, icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemedir.” şeklinde belirtilmiştir.

İcra takip hukukundan kaynaklı suçlar şikayete tabi suçlar olduğundan dolayı, şikayetçinin feragat etmesi veya borcun ödenmesi hallerinde dava düşeceği gibi verilmiş olan ceza da düşecektir. İİK m. 354/1 “Kanunun bu babında yazılı suçlardan takibi şikayete bağlı olanların müştekisi feragat eder veya borcun itfa edildiği sabit olursa dava ve bütün neticeleriyle beraber ceza düşer.” Bunun dışında tazyik hapsi kararının kesinleşmesinden sonra 2 yıl geçmesi halinde artık tazyik hapsi infaz edilemez. İİK m. 354/2 “İcra mahkemesinin bu Bap hükümlerine göre verdiği tazyik veya disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilmez.”

IV. Sonuç ve Değerlendirme

İcra taahhüt sözleşmesi hacizlerin durması açısından borçlu lehine yönleri bulunsa da taahhüt verecek olan borçlunun taahhüde uymaması halinde tazyik hapsi ile cezalandırılacağının bilincinde olması gerekmektedir. Alacaklı taraf için de icra taahhüdünün yasal geçerlilik şartlarına uygun olarak alınması önem arz etmektedir. Aksi durumda taahhüdü ihlal suçunun unsurları oluşmayacağından borçluya ceza da verilmeyecektir. Taahhüdü ihlal suçunun gerçekleşmesi halinde borçlu hakkında, aynı borçtan dolayı 3 ayı geçmemek üzere tazyik hapsi verilecektir. Takip hukukundan kaynaklı ve şikayete bağlı bir suç olması nedeniyle borçlunun borcunu ödemesi halinde veyahut alacaklının feragati halinde borçlu hakkındaki dava ve cezalar düşecektir.

Saygılarımızla

Forensis Hukuk Bürosu

Not: Bültenimizde yer verilen açıklamalar, ilgili mevzuat çerçevesinde konuyu genel hatlarıyla ele alır tarzda hazırlanmıştır. Size özel detaylı bilgi için bir hukuk bürosuyla bağlantıya geçmenizi tavsiye ederiz.


[1] Kararın tam metni için bkz. (www.kazanci.com.tr)

[2] Kararın tam metni için bkz. (http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=6151)

[3] Çolak, Haluk, “İcra ve İflas Suçları İle Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar”, Bankacılar Dergisi, S. 53, 2005, s. 81.

[4] Kararın tam metni için bkz. (www.kazanci.com.tr)